MISIR
Mısır denince akla Firavunlar, piramitler, tapınaklar ve antik medeniyetlere ait eski yapılar gelir. Bu muhteşem medeniyetlerin tam merkezinde ise, hepsinin ekonomik, sosyal, siyasi ve dini hayatını etkilemiş olan Nil Nehri yer alır. Mısır, dünyanın en eski seyahat rotasıdır: Yunan ve Romalı seyyahların, MÖ 430 yılında gezmeye geldikleri pek çok yer bugün artık modern seyahat rotalarından biri olmuştur. Görkemli Krallar Vadisi, muhteşem tapınaklar ve piramitler, daha o zamanlarda birçoğu 2.500 yaşında olan, herkesin görmek istediği ve hayran olduğu eserlerdi!
Çöl manzaralarından, denize ulaşan kuru, çıplak dağlardan, egzotik ses ve kokularla dolu tozlu şehirlerden, Nil Nehri kenarında adeta bir yılan gibi kıvrılan yemyeşil tarım arazilerine kadar çok çeşitli doğa parçalarını içinde barındıran Mısır’ın herkese sunabileceği bir güzelliği var. Kızıl Deniz’de muhteşem bir dalış; Sina Dağı’na deve sırtında giderek veya jeep safariyle yaşayabileceğiniz eşsiz çöl deneyimleri; Kahire şehrinin ve şehir pazarlarının rengi ve kaotik atmosferi ve Nil Nehri üzerindeki yelkenli tekne gezintileri, Mısır’ı ziyaret edenleri bekleyen egzotik deneyimlerden sadece birkaçı. Keşifleri ve lezzetleri bir arada sunan Mısır unutulmaz bir tarih ve rahatlama deneyimi vaadediyor.
Kahire
Modern seyyahlar, 21. yüzyıl şehirlerinin bilindik karmaşasını yaşamaktan çok, sahip olduğu antik eserleri nedeniyle Kahire’de tatil yapmayı tercih edebiliyorlar. Gize’de bulunan ünlü piramitler ve büyüleyici müze zaten Kahire’ye gitmek için yeterli bir neden. Pek çok batılı tatilci, kaldıkları lüks otellerden bu antik yerlere giderken, yolda tur otobüslerinden şehrin kaotik ve kalabalık caddelerine ve banliyölerine sadece şöyle bir bakmakla yetiniyor. Ancak daha derinlere dalmayı sevenler, Afrika ve Orta Doğu kültürünün kesişme noktası olan Kahire’de tatil yaparken illa ki kendilerini büyüleyecek birşeyler bulacaklardır.
Yaklaşık 18 milyonluk nüfusuyla Afrika’nın en büyük şehri olan Kahire, görüntülerin, seslerin ve kokuların kaotik bir karışımıdır. Hayat dolu, cıvıl cıvıl ama pis ve gürültülü olan bu şehir ziyaretçilerini hem yorar hem de onlara enerji verir. Şehir ayrıca modern ve kozmopolitan binaların hemen yanıbaşında duran antik anıtlarıyla da dünyanın diğer şehirlerinden ayırt edilebilmektedir. Kahire’de Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı kalabalık sokaklar eşek arabalarıyla, seyyar satıcılarla ve camilerle doluyken develer ise mağrur bir şekilde, şehrin dışında bulunan piramitlere doğru ilerler. Taksiler dikkat çekmek için korna çalarlar ve yayalar sürekli dolu olan kafelerin önünden birbirlerini ite kaka yürürler. Bu karmaşadan kısa süreliğine kaçıp soluk almak isteyenler bir kafeye sığınarak bir yandan sert kahvelerini yudumlarken bir yandan da hakiki Mısır usulü olarak hazırlanan ve içilen nargilenin dumanlarını ve fokurtusunu izleyebilirler.
Ziyaretçiler dünyanın en büyük pazarlarından birinde eski tarz pazarlık yöntemiyle hediyelik eşyalar, baharat ve parfümler alabilirler ya da Tutankamun’un mezarından çıkarılan nadide hazineleri içinde barındıran ve ülkenin en önemli turistik yerlerinden biri olan Mısır Antik Eserler Müzesi’ne gidebilirler.
Mısırlılar, Nil Nehri kıyısında yer alan Kahire için “Tüm Şehirlerin Anası” derler gururla. Şehrin keşmekeşini görmüş ve yaşamış olan pek çok ziyaretçi ise muhtemelen Kahire’den bahsederken Mısırlılar kadar iyimser olmayacaklardır. Ancak ne olursa olsun, Kahire karmaşık olduğu kadar da cazip bir şehirdir ve bu şehrin büyüsü Afrika, Arap ve Avrupa kültürlerinin harmanlanmış olmasında, eskinin zaman ötesi niteliğinin bugünün enerjisinin birleşiminde gizlidir.
Nil Vadisi
Nil Nehri binlerce yıldır Mısır’a hayat veriyor. Nehrin her iki yakasında bulunan dar, bereketli araziler, hemen yanlarında bulunan çöl arazisiyle büyük bir tezat içindedir. Her yıl yaşanan taşkınlar ve Nil’in kenarlarında oluşan kum tabakaları, aynı alanın pek çok katmanında eskiden pek çok yerleşimin olduğunu gösteriyor. Vadide yer alan neredeyse tüm kasabaların ve köylerin altında eski kasabalar ve köyler bulunması işte bu yüzden. Yapılan kazı çalışmalarında, Nil Nehri kıyılarında binlerce mezar, tapınak ve anıt bulunmuş. Bu eski eserlerin en iyi görülebileceği yerler ise Luksor ve Aswan kasabaları.
Nubya Müzesi
Aswan’da bulunan Nubya Müzesi, Nubyalıların tarihine ve kültürüne giriş yapmak isteyenler için mükemmel bir yer. Müzede, Aswan kenti ve Sudan’ın Khartum kenti arasındaki bölge olarak niteleyebileceğimiz Nubya bölgesinden çıkarılmış olan insan eliyle yapılmış eserler ve Nubya kültür ve el sanatları örnekleri bulunuyor. Müzede ayrıca Nil Vadisi’nin antik çağlardan bu yana tarihinin ve insanlarının portresini bulmak mümkün. Aswar barajının inşaatı sırasında Nasser Gölü’nün sularında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Ebu Simbel anıtı ve benzeri eserler UNESCO’nun gerçekleştirdiği projeyle daha yüksek bir zemine taşınmış bulunuyor. Ayrıca müze içinde, Nubya bölgesinden gelen etkileyici heykellerin ve mezar taşlarının sergilendiği büyük bir salon var.
Karnak Tapınağı
Teb krallığı zamanlarının ana ibadet yeri olan, 1.300 yılda tamamlanan Karnak Tapınağı Luksor’da bulunuyor ve inanılmaz derecede etkileyici bir yapıya sahip. Dünyanın en büyük mimari eserlerinden biri olan Hipostil Salon, 12. Hanedanlıktan kalma gravürlü ve boyalı devasa taş ayaklarla dolu ve 6.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulu. Tapınakta ayrıca Sfenksler Yolu, Kutsal Göl, çok sayıda büyük heykel, salonlar, süslemeli duvarlar, obeliskler ve sütunlar bulunuyor.
Batı Yakası
Batı Yakası, Nil Nehri kenarında, Luksor karşısında bulunan, kalker tepelerin ve mezarlarla ve tapınaklarla bezenmiş vadilerin bulunduğu bir alan. Keçiler harabeler arasında serbestçe gezerken yamaçta kurulu küçük yerleşim yerleri, normalde çöl kuraklığı olması beklenen bölgede adeta bir renk cümbüşü oluşturuyor. Pekçok ziyaretçinin Batı Yakası’na geldiğinde göreceği ilk şey, III. Amenophis’in mezarı etrafında kurulan tapınaktan bugüne kalan tek şey olan 18 metre yüksekliğindeki Memnon sütunları. Birçok ziyaretçi firavunların mumyalarının ve hazinelerinin ebediyete intikal etmesi için yapılmış olan gizemli mezarlarının bulunduğu Krallar Vadisi’ni ziyaret ediyor. Yağmacılara ve hırsızlara karşı koymak için, mezarların mimarı yapısı tuzaklarla ve aldatmacalarla dolu. Dramatik çöküntüler, geçiş ve oda duvarlarında bulunan harikulade süslemeler ve tünelin sonunda bulunan lahtin bire bir aynı olan kopyası görenlerde büyük bir hayranlık uyandırıyor. Göze çarpan mezarlar Tutankamun ve II. Ramses’in mezarları. Ancak Mısır’daki en güzel mezar olan Nefertari mezarı Kraliçeler Vadisi’nde bulunuyor. Bu mezarda olağanüstü güzellikle duvar resimleri yer alıyor, ancak şu anda ziyarete kapalı durumda. Ayrıca, Mısır’ın tek kadın firavunu olan Hatşepsut’un mezarının bulunduğu tapınak da görülmeye değer.
Ebu Simbel
Ebu Simbel’deki iki tapınak, yani II. Ramses tapınağı ve Güneş Tanrısı Hathor’un eşi Nefertari’ye adanmış olan tapınağı 3.000 yıldan fazla bir süre önce, kumtaşından oluşan kayaların yamacına yapılmış. Bu tapınaklar dünyadaki en muhteşem tapınaklar arasında yer almakla kalmıyor, aynı zamanda 1960’lı yıllarda Nasser Baraj Gölü’nün inşası sırasında, bu tapınakların bulundukları yerden çıkarılması ve yeniden inşa edilmesi en önemli tarihi başarılardan biri olarak önümüzde duruyor. Su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu yapılar UNESCO’nun çağrısı üzerine ve Mısır Hükümeti’nin işbirliğiyle sökülüp 60 metre yukarıya taşınmış ve birbirinden ayrılan parçalar olduğu gibi tekrar birleştirilmiştir. Ziyaretçileri Ebu Simbel’de karşılayan belki de korkutucu görüntü Ramses Tapınağı’nın büyük salonuna giriş kısmını koruyan dört adet devasa sütunun görüntüsü. İç kısmı rölyef resimlerle süslenmiş olan tapınakta, köşe taşı olarak sekiz tane Ramses heykeli bulunuyor. Salonun girişinde resimlerle boyanmış mabetler ve kutsal odalar bulunuyor. Hathor Tapınağı daha küçük ve daha sade. Bu tapınağın girişini de yine heykeller koruyor. Üst kısımda ise Güneş Tanrısı’nın portresi yer alıyor. Tapınak, güneş ışınlarının yılda iki kez içeri girerek Ptah, Amon, II. Ramses ve Re- Horakhty heykellerini aydınlatmasına imkân verecek şekilde tasarlanmış.
Sina Yarımadası ve Kızıl Deniz
Sina Yarımadası zıtlıklarla doludur. Musa Peygamber’in Vaadedilen Topraklara giderken On Emrin iletildiği, firavunların altın bulduğu ve Tanrılarını aradıkları, bedevilerin haçlı kalelerinin harabelerinde kamp kurduğu tarih dolu bir çöl. Hıristiyanlık, Musevilik ve İslam dinlerinin her üçü de Sina’yı kutsal toprak olarak kabul ederler. Yıllar boyunca peygamberler, azizler, hacılar ve savaşçılar bu bomboş çölden geçmişlerdir. Sina Dağı ve bu dağın eteğinde bulunan Aziz Catherine Manastırı sıklıkla ziyaret edilen yerlerdendir.
Çöl, Kızıl Deniz’de biter. Kızıl Deniz dünyanın her yerinden gelen dalgıçlar ve şnorkelle yüzen kişiler için muhteşem bir sualtı zenginliği sunan enfes mercan kayalıklarıyla doludur. Sina kıyısı boyunca yer alan mercan kayalıkları dünyanın en güzel mercan kayalıklarındandır. Sina Yarımadası’nda son zamanlarda herkesin diline pelesenk olan söz 'dalış turizmi'. Kızıl Deniz, tüm tropik denizler içinde deniz canlısı çeşitliliği açısından en zengin denizlerdendir.
Ziyaretçiler güneşin, engebeli topraklarla çevrili denizin ve kumun sade güzelliğini, tarihi ve modern bedevi kültürünü yaşamak için bu bölgeye gelirler.
Görmeden Dönmeyin
Gize Piramitleri
Dördüncü Hanedanlık döneminde (MÖ 2465-2575 yıllarında) inşa edilmiş olan Gize Piramitleri insanoğlunun en büyük ve etkileyici mimari yapılarındandır ve Antik Mısır medeniyetinin tüm haşmetinin sembolüdür. Görenlerde korku ve merakla karışık bir saygı uyandıran bu dev yapılar sadece kral mezarları olmanın ötesine geçerek insanoğlunun inşa ettiği en yüksek yapılar olarak 3.800 yıldan fazla süredir ayakta kalmayı başarmıştır ve dünyanın harikaları arasında antik dönemden bugüne kalan tek eserdir. Piramitleri gezerken size yüksek fiyatlarla hediyelik eşyalar satmaya çalışan kurnaz dükkân sahiplerine dikkat edin.
Büyük Gize Sfenksi
Gize platosundaki devasa piramitlerle korunan Büyük Gize Sfenksi’nin cazibesi gizemli ve merak uyandırıcı güzelliğine yansır. Eski Mısır heykel sanatında koruyucu olarak görülen mitolojik bir yaratık olan, sahip olduğu insan yüzüyle ve aslan gövdesine gücü ve bilgeliği sembolize eden Büyük Sfenks’in dünyanın en büyük taş heykeli olduğu sanılmaktadır.
Mısır Müzesi
Mısır Antik Eserler Müzesi ya da daha çok bilinen adıyla Mısır Müzesi, dünyanın en büyük Antik Mısır eserleri müzesidir. Sergilenen 136.000 adet parçanın yanında yüzbinlerce parça da müzenin bodrum katında bulunan odalarda saklanmaktadır. Özel müze ziyaretleri ve turlar için Quintessentially ile irtibata geçiniz.
Kopt Müzesi
Kopt Müzesi, ahşap, taş ve metallerden el yazmaları, tekstil ürünleri, kırık çanak çömlekler, freskler, camlar, fildişleri ve kemiklerine kadar varan geniş koleksiyonu ile Eski Kahire’nin mutlaka görülmesi gereken yerlerinden birisidir. Burada, Antik Mısır ile Grekoromen çağlardan İslam dönemine kadar bağlantılar sunan müzede Mısır kültürü ve tarihinin muhteşem zenginliğini gözlemleyebilirsiniz.
Han el-Halili
Han el-Halili pek çok kişi için Kahire’nin en eğlenceli yeridir. Şehirde kurulan pazarın tarihi, Emir Carkas el-Halili tarafından buraya büyük bir kervansaray inşa ettirildiği tarih olan 1382’ye dayanır. Han el-Halili, otantik mücevherat, süs eşyaları ve hatta baştan çıkarıcı baharat ve şifalı otlar satan tezgâhlarıyla alışveriş yapmayı sevenler için bir cennettir. Pazarlık yapmak adettendir. %30 veya %40’lık bir indirim normal sayılmaktadır.
Kahire Kalesi
Dünyanın en önemli eserlerinden biri olan Kahire Kalesi, Kahire’nin en popüler ve turistik yerlerinden birisidir. Eyyubi hükümdarı Salah el-Din (1176-1183) tarafından Kahire’yi saldırılardan korumak için inşa ettirilen Kale, günümüzde Ölüler Şehrinin tepesinde yer almaktadır. Mısır’ın en büyük mezarlığı olan Ölüler Şehrinde bugün bir milyondan fazla kişi yatmaktadır.
Mehmed Ali Camii
Göz alıcı çifte minaresi ve canlı silüeti ile Mehmed Ali Camii, Kahire’nin tamanından görülebilmektedir. Bu camii, zarif mimarisi ve Kahire ile Gize Piramidlerinin büyüleyici manzaları sebebiyle turistler arasında da oldukça popülerdir.
El-Muallaka Kilisesi
7. yüzyılda inşa edilen El-Muallaka Kilisesi (Bakire Meryem Kilisesi/Sarkan Kilise) Kahire’nin en ünlü Mısırlı Hıristiyanlara ait eseridir. İsmi, antik Babil Kalesinin güneye bakan kule kapısının tepesindeki mevkisinden gelmektedir. El Muallak Kilisesi, mermer vaaz kürsüsü, işlemeli camları, ikonaları ve freskleri ile şehrin estetik açıdan en muazzam kiliselerinden biridir.
Nerede Kalmalı?
The Ritz-Carlton, Sharm El Sheikh, Sharm El Sheikh, South Sinai, EgyptNerede Eğlenmeli?
Tamarai ,Nile City Towers – 2005 Corniche El Nil, Boulaq, North Tower, CairoNereden Alışveriş Yapmalı?
Alışveriş Merkezleri