Amsterdam
Amsterdam iç içe akan suların, eski bisikletlerin, cennet gibi parkların ve göz kamaştırıcı sanat galerinin bir araya geldiği kendine has bir atmosfere sahip. Şehrin Altın Çağ döneminden kalma, yerleşim yerlerine ait gelişigüzel sıralanmış, güneye doğru uzanan su kanallarının etrafında bisiklete binmeyi kıyaslayabileceğiniz çok az şey var. Amsterdam’da vakit geçirmenin bir çok yolu var ancak en ideal yollarından birisi IJ Nehri üzerinde yol alan bir vapurda dans etmektir. Ya da soğuk akşamların birinde bir 'brown café' de oturun ve Hollandalıların 'gezelligheid' olarak adlandırdığı şenliğin ve sıcaklığın eşsiz bir karışımını tecrübe edin. Kentin şöhretli geçmişinin en az kanalları kadar efsanevi ve kozmopolit olduğunu göreceksiniz. 175 farklı ülkeden insanın bir arada yaşadığı Amsterdam global bir kesişim noktası olmanın yanı sıra, hareketli sanat, müzik ve kültür merkezidir.
Amsterdam Tarih Müzesi
Yapım tarihi 1524’e kadar uzanan, bir yetiştirme yurdunda yer alan tarih müzesi, Amsterdam’ın nasıl olup da ortaçağa ait küçük bir kasabadan modern bir kente dönüştüğünü resmeden tablolarla, baskılarla ve arkeolojik buluntularla dolu Müzenin hemen altında, 14. yüzyılın başlarına kadar uzanan tuğla evlerle örülü, etrafı çevrili, huzurlu bir yer olan Begijnhof bulunmakta. Bu mekân geleneksel olarak Tanrıya hizmet etmek isteyen ama rahibe olmak istemeyen Katolik kadınlar olan Beguine’lere ev sahipliği yapmıştır.
Anne Frank Huis (Anne Frank Evi)
Küçük ama bir hayli popüler olan Anne Frank Evi, önünde uzun kuyruklar oluşturmakta ve her yıl yaklaşık 1 milyon ziyaretçi ağırlamaktadır. Anne Frank’ın, ailesinin ve II. Dünya savaşı sırasında Alman işgalinden kaçan 4 Yahudi’nin anavatanları olan Almanya’dan kaçtıktan sonra kaldıkları tarihi ev burasıdır. Bu insanlar kaçışlarından iki yıl sonra Naziler tarafından yakalanarak toplama kamplarına götürülmüşlerdir ve Anne son nefesini bu kamplarda vermiştir. Buna rağmen babası hayatta kalmayı başarmış ve kampta tuttuğu günlükler bu evin vitrin bölümüne konmuştur
.Hermitage Amsterdam (Zaviye Amsterdam)
Tarihi Amstelhof’da yer alan, yakın bir dönemde açılmış olan bu müze St. Petersburg’da aynı adı taşıyan müzenin de kardeşidir. Müzedeki daimi ana koleksiyon, St. Petersburg’dan getirilen sergilerle Rusya ile Hollanda arasındaki sanatsal ve kültürel bağlantıları güçlendiriyor. Müzenin kendisine ait tarihi evin kalıtı üzerinde yer alan bir bölümün yanı sıra çok çeşitli geçici sergi de ziyaretçilerinin beğenisine sunulmaktadır.
Koninklijk Paleis (Kraliyet Sarayı)
Tasarımı Jacob van Campen tarafından yapılan, Dam Meydanındaki hayranlık uyandırıcı bu yapı, 1648 yılında Amsterdam belediye binası olarak inşa edilmiş. Kral Louis Napoleon 1608 yılında buraya geldiğinde binayı bir saraya dönüştürtmüş. İmparatorluk makamına özel mobilya, şamdan ve saatlerle bezeli bu saraydaki koleksiyonun tamamı o dönemden kalma. Bu saray hala kentin resmi belediyesi olsa da kraliyet ailesi Hague’de yaşıyor. Yine de Queen Beatrix bazı resmi işlerini burada yapıyor bu nedenle binanın iç yapısı yakın zamanda en iyi haline döndürülmüş durumda.
Het Rembrandt Huis Müzesi
17. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan bu müze Rembrandt’ın yaklaşık 20 yıl boyunca yaşadığı yerdir. 250 sanatçının oyma baskısından ve oto-portresinden oluşan kapsamlı bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Ziyaretçiler her biri tıpkı tabloları gibi renkli ve aydınlatıcı olan Romen büstleri ve kaplumbağa kabukları gibi Rembrandt’ın hayatı boyunca bir araya getirdiği ufak tefek şeyleri de görebilmekte. Üstadın kendi çalışmasına derinlik ve söyleşi katan öğretmenler ve öğrenciler çalışması da yine müzede sergilenenler arasında yer alıyor.
NEMO Müzesi
Akıllara devasa büyüklükteki bir açık deniz gemisini getiren, son teknoloji ile donatılmış NEMO Müzesi, IJ üzerindeki görülesi yerlerden biridir. Müzede gösterime açık bol miktarda sergi, genç ziyaretçilerine belki de hayatın yaratıcı gücü olan kozmik ışınlara bakmaya yöneltmekte ve esintisi etrafa yayılan dev gibi kabarcıklarla dolmalarını sağlamaktadır. Bilim ve teknoloji konulu bu sergiler yaşı ilerlemiş ziyaretçilerde de merak uyandırabilir. Bina çatısında ise güneşlenmek isteyenler için bir plaj sahası bulunuyor.
Nieuwe Kerk (Yeni Kilise)
Adına rağmen bu mekandaki kilisenin açılış tarihi, 1408’e kadar uzanıyor. Heykeltıraş Albert Jansz Vinckenbrinck’ın yaklaşık 20 yılını alan 10m (32ft)-yüksekliğindeki vaiz kürsüsüne özellikle dikkat etmenizi öneririz. Kraliyet Sarayının hemen bitişiğinde bulunan Nieuwe Kerk 1815 yılından bu yana Hollanda Hükümdarlarının göreve başlama törenlerinin yapıldığı yer olarak işlev görüyor. Kilise ayrıca muhteşem sergileriyle de ünlü. Mayıs ile Ağustos ayları arasında her Pazar akşamı canlı konser performansları da yine bu mekânda sergileniyor.
Rijksmuseum
Hollanda’nın en büyük ve en popüler müzesi 1885 yılında açılmış ve o tarihten beri kesintisiz bir gelişme göstermiş. Burada özellikle Hollanda sanatının önde gelen isimlerinden Rembrandt (Gece Vardiyası) ile Johannes Vermeer’in (Sütçü Kız) şaheser niteliğindeki eserlerinden oluşan koleksiyonu görmeniz gerekenler arasında. 2013’de tamamlanması öngörülen ve yapımı halen devam eden bina restorasyon çalışmaları sırasında bu şaheserlerin Philips Wing’de gösterildiğini hatırlatmak isteriz.
Van Gogh Müzesi
Bu ferah müze Vincent Van Gogh tarafından yapılmış 200 tabloya, 500 çizime ve 750 mektuba ev sahipliği yapıyor ve bu yönüyle sanatçının en büyük koleksiyonunun toplandığı müze özelliğini taşıyor. Zemin katta Van Gogh’un yaşam öyküsü kuşbakışı sunuluyor. Üst katlar ise sanatçının farklı dönemlere ait çalışmalarına ayrılmış durumda, Toulouse-Lautrec ve Gauguin gibi etkilendiği kişilerin ve çağdaşlarının çalışmaları da bu çalışmalar arasına cömertçe serpiştirilmiştir. Kısa bir süre önce yapılan Picasso in Paris gibi geçici sergiler de aynı şekilde merak uyandırıcıdır.
Vondelpark
Leidseplein’den yapacağınız kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan Vondelpark her şeyden uzaklaşmak isteyen ziyaretçiler için ideal bir yer. Ünlü bir Hollandalı şairin adı verilen 49 hektarlık bu park Amsterdam’ın ‘akciğer’idir. Her yıl 10 milyon ziyaretçi ağırlayan parkta havuzlar, bahçeler, göller, oyun sahaları, bir paten alanı, kafeteryalar ve bir orkestra sahnesi de yer alıyor. Burada yaz aylarında düzenli olarak ücretsiz konserler düzenlenmekte ve arada sırada el falına bakanlar sokak sanatçıları bir birinden güzel gösteriler de düzenlenmektedir.
GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER
Kanal Turları: Damrak veya Rokin üzerinde yer alan taşıma şirketlerinden biri aracılığıyla bir kanal turuna çıkarak Amsterdam’ın ünlü kanallarının güzel manzaralarının tadını çıkarın. 15 Köprü Köprüsü: Şehrin kanal kemerinde bir köprü var ve Reguliersgracht ile Herengracht’ın kesiştiği noktada en az 15 köprünün manzarasını bu köprüden izleyebilirsiniz.
15 Köprü Köprüsü: Şehrin kanal kemerinde bir köprü var ve Reguliersgracht ile Herengracht’ın kesiştiği noktada en az 15 köprünün manzarasını bu köprüden izleyebilirsiniz.
Dünyanın En Dar Evi: Amsterdam’a özgü tipik çan tipi kalkan duvarı ile örtülü bu minik ev sadece iki metre genişliğinde ve altı metre boyunda.
Zaanse Schans: Tarihi Flemenk kültürüne tam olarak dalabilmek için mutlaka yapılması gerekenlerden biri de Zaanse Schans köyüne ziyaret.
Sinema: Tarihi bir mekânda modern filmler izlemek isterseniz ünlü Tuschinski Amfisini ziyaret edin.
Genelevler Mahallesi: Amsterdam’a gelmişken şehrin merkezinde en eski yerlerine ev sahipliği yapan Genelevler Mahallesini gezmeden olmaz.
NEREDE KALMALI?
The Dylan,Keizersgracht 384NEREDE YEMELİ-İÇMELİ?
Utrechtsedwarstafel,107-109 UtrechtsedwarsstraatNEREDE EĞLENMELİ?
Bar Bep,Nieuwezijds Voorburgwal 260NEREDE ALIŞVERİŞ YAPMALI?
Coster Diamonds ,Paulus Potterstraat 2-4